ben memik ibrahimin torunu
memis baba gölbasi harmanli
dan yurtdisinda yasiyorum
kullar köyünü cok ama cok seviyorum
tüm köylülere slm
bu siteyle ilginenen arkadaslara da elinize saglik diliyor ve köylülerin resimlerini eklemesini rica ediyor ve kolay gelsin diyorum
Kullar kasabamizin kurulusu cok eski bir tarihe dayanmaktadir.Bu sirin kasabamiz nurhak daginin etegine kurulmus,dogusundan kullartatlar,guney dogusundan malatya ,guney den adiyaman ve batisindan nurhak sinirina kadar dayanan genis ve duz bir arazi yapisina sahiptir.
Kasabamiz in baslica gecim kaynagi tarim ve hayvanciliktir.Kasabamiz arazi bakimin dan genis bir alana sahiptir,ancak sulama suyunun az olmasi nedeniyle kasaba halkimiz buyuk bir sikinti yasamaktaydi bu yuz den yillardir sure gelen tatlar suyu projesi bir turlu hayata gecirilememesi uzerine,kasaba halki yillarca bu tatlar suyu cikarilacak vaadiyle avutuldu,ve nihayet 2 sene once cevirme mevki i ve duzici istikameti uzerinden kasabamiz suyuna kavustu,bir nebze olsun kasabamiz su sikintisindan kurtulmus oldu .Ve insallah cevirme suyu kasabamizin tarim alanindan sulama ve agaclandiririlmasi bakimin dan da buyuk bir katkisi olacaktir.Kasabamizdan yetistirilen baslica meyve ve sebzeler bastan elma olmak uzere fasulye,misir,bugday,mercimek,nohut, vs meyve ve sebzeler yetistirilmektedirKasabamiz hayvancilik bakimindan da buyuk bir oneme sahiptir,ancak hayvan otlatmak icin mera ve otlat ma alani giderek azalmasindan dolayi kasabamizdan hayvanciliktan buyuk bir gerileme yasanmaktadir.kasabamizdan iklim yazlari sicak ve kurak kislari ise soguk ve kar yagisli gecer.Beldemizden egitime de buyuk bir onem verilmektedir,kasabamizdan bir ilk okul ve orta okul bulunmaktadir,bunun yani sira kasabamizin en buyuk sikintisi orta okulu bitiren genclerimizin lise okumasi icin nurhak veya turkiyenin diger bolgelerinden okumak zorundan kalmasidir,bu da halkimizi maddi durumdan sikintiya sokmaktadir.Kasaba daki genclerimiz bu zor sartlardan,yinede universiteye ve diger meslek dallarina yerlesmeyi basarmislardir,su an bir cok gencimiz universite ve cesitli dallardan devlet memuru olmustur.bu da kasabamizin kurur kaynagidir.Beldemiz orman bakimindanda buyuk gerileme yasamaktadir beldemizin daglarindan yetisen baslica agaclar ardic,ve mese dir,kasaba halki yakma ihtiyacini karsilamak icin bilincsizce kesilen ve eskiye nazaran azalan ormanlarimiz devlet tarafindan tekrar korumaya alinarak beldemizi tekrardan eski ormanlarina dondurulmeye calisilmaktadir.
Kasabamiz cografi bakimdanda buyuk bir oneme sahiptir.Yeni bitirilen nurhak, kapider ve golbasi oto yolu bolgemizin gelecegi acisindan gerek ekonomi gerekse diger faliyetlerle bolgemize buyuk bir katkidan bulunacaktir,bu da kasabamizin hizla gelisip , buyumesine neden olacaktir. (Bildiklerim bu kadardi kasabamiz hakkindan ,cok soylenecek soz var ama kasabamiz uzerine ben bu kadarini yeterli buldum simdilik ve sizlerle paylasmak istedim,sizin de degisik bilgileriniz varsa ekleye bilirsiniz halkimizin ve disardan gelen ziyaretcilerimizin kasabamiz hakkindan bilgi edinmesi amaciyla.Yazimdan hata ve bir suc ihsan ettiysem beni bagislayin saygilarimla.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Darbe anayasası kalksın mı diye millete soruyoruz bu kalksın mı, kalkmasını isteyenler ‘Evet’ diyecek, ama kalmasını isteyenler ise ‘Hayır’ diyecekler. ‘Hayır’ diyenlere mübarek olsun, bakalım aynaya nasıl bakacaklar?” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Darbe anayasası kalksın mı diye millete soruyoruz bu kalksın mı, kalkmasını isteyenler ‘Evet’ diyecek, ama kalmasını isteyenler ise ‘Hayır’ diyecekler. ‘Hayır’ diyenlere mübarek olsun, bakalım aynaya nasıl bakacaklar?” dedi.
“Hayır diyenler aynaya nasıl bakacaklar”
AK Parti Antalya İl Başkanlığı Temmuz ayı Danışma Meclisi Toplantısı AK Parti Antalya İl Başkanlığı toplantı salonunda gerçekleştirildi.
AK Parti yaptı diye ‘Hayır’ diyorlar
Halkoylamasına ‘Evet’ diyen taraflardan birisi olduklarını belirten AK Parti İl Başkanı Hüseyin Samani, “AK Parti olarak halkoylamasına ‘Evet’ diyoruz. Bu halkoylamasına kimlerin ‘Evet’ dediğini, sonuçta kimlerin etkili olacağını bilerek çalışıyoruz. Biz, ‘Evet’ diyen taraflar olarak neden ‘Evet’ dediğimizi açıklıyoruz. ‘Hayır’ diyenler ise, açıklayamıyor, sadece AK Parti getirdiği için ‘Hayır’ diyorlar. AK Parti iktidarı olarak milletimize birçok imkân sunuyoruz ve daha fazla imkân sunmak istiyoruz. Daha fazla imkân sunmamıza ise mevcut Anayasa engel oluyor. Bizler bu ülkede yaşayan, bu devlete vergi veren bireyleriz. Sizler devlet dairelerinde bir memurla yada amirle karşı karşıya geldiğinizde, bir haksızlığa uğradığınızda hakkınızı mahkemede aramaya kalksanız mahkeme ne zaman karar verecek belli değil. Bunun için mahkemeye gidemiyor ve tepki gösteriyorsunuz. Bundan sonra ise tepki göstermeyeceğiz, ‘Evet’ diyeceğiz. ‘Evet’ dediğimiz zaman, kamu denetçiliği sistemi gelecek ve vatandaş hakkını burada arayacak” dedi.
12 Eylül de ‘Evet’ diyeceğiz
12 Eylül’de milletin kendi geleceği ve ülke geleceği açısından çok önemli bir karar vereceğini belirten Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, “12 Eylül’de son kararı millet verecek. 12 Eylül, darbe Anayasası’nın kısmen de olsa önemli bir bölümünden kurtulmak için önemli bir tarihtir. Türkiye’nin ayıplarından kurtulması için önemli bir fırsattır. Türkiye’yi ekonomik, sosyal, demokratik, insan hakları, özgürlükler bakımından güçlü bir ülke yapmak için çalışıyoruz. Böylesine bir ayıptan Türkiye’yi kurtarmak, Türkiye’de yaşayan her bir vatandaşın bireysel haklarını özgürlüklerini ve hukukun üstünlüğünün sağlanması bizlerin görevidir. AK Parti olarak 12 Eylül’de ‘Evet’ diyeceğiz. Türkiye, ayıpları olmayan bir ülke olacaktır. Bu yüzden anayasa değişikliğine tam destek veriyoruz” diye konuştu.
Siyasete hizmet dili kazandırıyoruz
Türkiye’nin didişmeci, çatışmacı siyasi anlayışları 2002 seçiminde terk ettiğini belirten Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “AK Parti, Türkiye’de eskimiş siyasi anlayışların reddedilmesi ve yeni bir anlayış üzerinden siyasetin yeniden kurgulanmasının bir ürünüdür. Eski siyasiler toplumu ‘Ak’ diye, ‘Kara’ diye, ‘Alevi, Sünni’ diye, ‘Köylü, Şehirli’ diye, ‘Türk, Kürt’ diye ayırmak ve bunun üzerinden rant üretmek, bölünmelerden rant çıkarmak için Türkiye’yi parçalanmanın ve bölünmenin eşiğine getirmişti. Biz ise, siyasete hizmet dili kazandırmaya çalışıyoruz. Takım tutmak inat meselesidir, ama parti tutmak milletin geleceği ile ilgili karar vermek demektir. Niye dört yılda bir sandık koyuyoruz milletin önüne, yapılanlardan memnun musunuz diye soruyoruz” dedi.
CHP’nin hakiki ve resmi iki genel başkanı var
Anayasa değişikliği sürecinde fındık fiyatlarından söz edildiği zaman milletin güleceğini belirten Bakan Günay, “Ordu’da yapılan fındık festivaline ana muhalefet partisinin resmi genel başkanı geldi. Çünkü ana muhalefet partisinin iki genel başkanı var. Bir hakiki genel başkanı Önder Sav, bir de resmi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu var. Kılıçdaroğlu Ordu’da yaptığı açıklamasında Anayasa değişikliği oylamasında kararınızı verdiniz değil mi?, Ne diyeceksiniz ‘Evet’ mi, ‘Hayır’ mı diyeceksiniz diyor. Ancak, alandan ‘Evet’ sesleri yükselmesi üzerine ‘Hayır’ diyeceksiniz değil mi diyor. Bu halk yıllardan beri bu anayasanın bedelini ödüyor. Bu kendisine giydirilen dar gömleğin bedelini ödüyor. İşçiye örgütlenmek, memura sendikalaşmak, inanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, sola bakmak yasak, sağa bakmak yasak, inanmak yasak, inanmamak yasak, insanlar bunları 30 yıldır yaşıyor. Sen orada Anayasa değişikliğini fındık fiyatı ile anlatmaya kalkarsan, insanlar böyle yaparlar” dedi. Bakan Günay konuşmasının devamında, “Demokratikleşme Türkiye’nin birinci iddiası. Türkiye’de sol sağ yok. Bu sol sağ bizim üzerimize uygun bir gömlek olmadı. Türkiye’de yenilikçilik, demokrasi, insan hakları Avrupa standartlarının üzerinden geçiyor. Biz seçime giderken demokratik bir anayasa gündemimizde vardı. Biz böyle bir hazırlığı meclise getiririz CHP ayakta alkışlar, MHP mahcup falan kabul eder, BDP ve diğerleri bir ucundan tutar meclis eli ile yeni bir anayasa yaparız diye düşünüyorduk. İki tane orta boy muhalefet partisi, birisi ana, birisi yavru ve her partinin sesi vardı. Türkiye’nin demokratikleşme, özgürleşme, insan hakları konusunda da bir seçimden öbür seçime giderken mutlaka atması gereken adımlar var” dedi.
‘Hayır’ diyenlere mübarek olsun
Türkiye’nin standartlarının ekonomik ve demokratik ölçülerinin yukarıya çıktığını belirten Bakan Günay, “Kadınlarımızı, çocuklarımızı, şehit dul ve yetimleri korumak için, engellileri korumak için bazı düzenlemek yapmak için işaret ettik. Fişlemeyi kaldırıyoruz. Yurtdışına çıkış engellerini kaldırıyoruz. HSYK üyelerini Yargıtay üyeleri seçiyor, HSYK Türkiye’deki bütün yargısal atama yetkilerini kullanıyor. Bir yerde kapalılık varsa orada kirlilik oluşur. Türkiye kendi iradesi ile bir adım, demokrasi adımı, bir adım demokrasi adımı atmasın mı? Adnan Menderes’i asanlar haksız mahkemeleri kuranlar, hukuki mahkemeyi, idari mali hiçbir tahkikat yapılamaz hükmü 1961 Anayasası’nda da var. Bu yasa 1982’den itibaren değil, 1961 yılından itibaren geliyor. İşte, millete soruyoruz bu kalksın mı, kalkmasını isteyenler ‘Evet’ diyecek, ama kalmasını isteyenler ise ‘Hayır’ diyecekler. ‘Hayır’ diyenlere mübarek olsun, bakalım aynaya nasıl bakacaklar?” diye konuştu.
Efet, diil, olum, nese, gitmio" size garip gelse de yeni nesil gençliğin kullandığı kelimeler bunlar. Kelimeler bir şey değil. Örneğin; Kib, As, Hg, Aeo ya da aeol, Ss: 1 şey, Nbr, Aro. Bunların hepsi birer cümle...
İnternet ya da telefon yazışmalarında sadece sesli harfler atılırdı, artık birçok sessiz harf de kullanılmıyor ya da birinin yerine diğeri tercih ediliyor.
Bir de kısaltılan cümleler var ki, anlayana aşk olsun. Mesela 'oss.' ÖSS sınavıyla bir ilgisi olduğunu aklınızdan bile geçirmeyin.
"Efet, diil, olum, nese, gitmio"... Belki de birçoğunuz bu kelimelerden pek bir şey anlamadınız. Ama tasalanmayın! Sizde herhangi bir anlama bozukluğu ya da gariplik yok. Türkçe hâlâ bildiğiniz gibi. Garip olanı, maalesef yeni nesil yapıyor. Türkçemizin 29 harfini kullanmak yerine bazılarını kullanmamayı ya da birinin yerine diğerini tercih ediyorlar.
Örneğin, güzide harfimiz "v"nin yerini "f" alıyor, 'evet' bir anda ne olduğu belirsiz bir şeye dönüşüyor, 'efet' yazılıyor. Sadece Türkçe harflerde değil, değişimin yabancı harfler kullanılarak da yapıldığı oluyor. Mesela "v" yerine "w"nin kullanılması gibi. En yaygın kullanımı da "valla" Bu kelime çoğunlukla "walla" şeklinde yazılıyor. "Z" harfi de yerini "s"ye bırakmış; gidiyos, yiyos, içiyos...
Bazı harfler de tamamen atılıyor. "Ğ" ve "y" gibi. İnternette gezinirken gözünüze çarpan gördüüm, deersiz, seviorum gibi anlam veremediğiniz kelimeler aslında gördüğüm, değersiz, seviyorum kelimelerinin internet diline uyarlanmış hali. Benzer şekilde "r" harfi de pek fazla kullanılmayan harflerden biri; "bissürü, bi film"... Kısacası eskiden internette ya da telefon mesajlarında daha hızlı yazma telaşıyla sesli harfleri atan internet gençliği artık sessiz harfleri de kendilerine uyarlamış durumda. Sonuç aşikâr; anlaşılamayan, garip kelimeler, cümleler ve yozlaşmaya terk edilen bir Türkçe! Peki, insanlar neden bu türden arayışlar içine giriyor?
Bu, tamamen bir tarz oluşturma çabası
Konuşan Türkçe kitabının yazarı Türkolog Hümeyra Tekalan Toman'a göre ne dilimizde ne de kültürümüzde olan bu yazışma dili gençleri olumsuz etkiliyor. Bu durumun zaman içerisinde dilin yozlaşmasına kadar gideceği noktasındaki tedirginliklerini de belirtmeden geçemiyor. Ona göre yeni neslin bu tavrının sebebi zamanı daha hızlı kullanma ve özellikle de kendilerini kanıtlama ihtiyacı. Toman, öğrencileri arasındaki gözlemlerini şöyle anlatıyor: "Biri 'nbr' diye soruyor ki ne haber, nasılsın bile değil, diğeri 'ii senden nbr' diyor. Bizim bir "y" harfimiz var, çok zor bir şey değil bir tuşa da basıvermek ama yazmıyorlar. Bu tür yazışmalar iyice çoğaldı. Gençler, kendilerini ifade edecek şeyler arıyor. Bu, tamamen bir tarz oluşturma çabası." Gençler arasındaki internet ya da telefon dili, yazılı kâğıtlarına da yansıyormuş. Hümeyra Hanım, bu sebeple yazılı kâğıtlarını değerlendirirken yazım ve imla kurallarına özellikle dikkat ettiğini söylüyor: "Çok derme çatma yazılar çıkıyor karşıma. Bu, normal yazı karakterlerini değiştirerek kendisini ifade etmeye çalışma yöntemlerine kadar gidiyor." diyor.
'oss' de ne demek?
Her ne kadar atılan kelimelerden bahsetsek de tümden kısaltılan cümlelerin sayısı da az değil. Örneğin son zamanlarda gençlerin kullandığı en yaygın kısaltma "oss". Toman, uzun süre bununla neyin kastedildiğini anlamaya çalıştığını söylüyor. Tabii biz de anlam veremediğimiz için merakla soruyoruz. Meğer bu kısaltma "o senin sorunun" anlamına geliyormuş. Kısaltılan birkaç kelime:
Kib: Kendine iyi bak, As: Aleyküm selam, Hg: Hoş geldin, Aeo ya da aeol: Allah'a emanet ol, Ss: Seni seviyorum, 1 şey: Bir şey, Nbr: Ne haber, Aro: Allah razı olsun.
kasabamızda yapılması devam eden ilk ögretim okulmuz hizmete sunuldu kışın ögrenciler açısından zor olacak ama dar ve gürültülü olmasından iyidir kalorfer ve ısı yalıtımı olan okulumuz yarı yıl tatilinden önce ögrencilere sunuldu evleri uzak olan ögrenciler ise aylık 10 tl verip araçlarla gelmektedirler yolun beldemizden çıkan şeridi ögrenciler geçişi nedeni ile ulaşıma kapandı okulumuzn tek sorunu sanırım beldemize uzak olması yaşı küçük ögrenciler biraz zorlanacak ama daha güzel sınıflar da egitim görecekler